Ozan Nedir? Ne Demek?

    Açıklamalı terimler sözlüğümüzde Ozan terimi ile ilgili toplam 3 tanım bulunmaktadır. 2026 yılı itibarıyla Ozan nedir? Ozan ne demek? gibi sorularınıza yanıt olabilecek, güncel teknik ve genel bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

    Ozan Terimi Hakkında Bilgi

    Edebiyat Terimi Olarak Ozan :

    Kopuzla türkü söyleyen en eski Türk şairleri. Osmanlı döneminde halkı şairleri için kullanılırdı. Âşık sözünün karşılığı olduğu gibi meddah anlamını da taşıyordu. Ozanların toplumda önemli yerleri vardı. Beylerin huzurunda, dini törenlerde, elindeki kopuzunu çalarak kahramanlık destanları okurlar, halk arasında kıssa söylerlerdi. Memluk ordusunun mızıka takımında ozan denilen çalgıcılar olduğu tarihi kaynaklarda yazar. Selçuklular'da da benzer durum görülür. Oğuz Türkleri'nin saz şairlerine; hem saz çalıp hem de şiir okuyanlara verilen isim.

    📂 Edebiyat Terimleri Sözlüğü

    Müzik-Dans Terimi Olarak Ozan :

    Saz çalarak şiirler, deyişler ve destanlar söyleyen halk sanatçısı, saz şairi, âşık

    📂 Müzik-Dans Terimleri Sözlüğü

    Sosyal Bilgiler Terimi Olarak Ozan :

    Saz çalarak şiirler, deyişler ve destanlar söyleyen halk sanatçısı, saz şairi, aşık.

    📂 Sosyal Bilgiler Terimleri Sözlüğü

    Ozan terimi hakkında yorum yazabilirsiniz.

    Ozan hakkındaki yorumlar

    Ozan hakkında henüz yorum yazılmamış. Üstteki formu kullanarak ilk yorumu yazabilirsiniz.

    Ozan ile ilgili benzer terimler:

    Ottova Rima: Sekiz mısralı bir nazım şekli. Önce İtalyan edebiyatında kullanılmış, sonra Fransız edebiyatında, buradan da Türk edebiyatına geçmiştir. Batı edebiyatında kafiye şeması, abababcc'dir. Bu şema bizde değişikliğe uğrayarak ababcccb şeklini almıştır. Aabbccdc şekli de görülür. Bu nazım şekli lirik tür için elverişlidir. Ottova Rima'yı edebiyatımızda daha çok Abdülhak Hamid kullanmıştır. Örnek:
    (MAKBER'den)
    Bu makberdir o bâba makdem,
    Bilmem ne duyar girince, adem?
    Sûzişlerimin budur esâsı
    Hep şüphelerin bu en fenâsı
    Benlik acebâ kalır mı ol dem?
    Sönmüş erimekte o nûr-i dîdem.
    Ben gözler idim bu hâli ey yâr
    Senden daha çok zaman akdem...
    Abdülhak Hâmid
    Otograf: Yazarın kendi el yazısı. Eskiden hatt-ı dest (el yazısı) deyimi kullanılırdı.
    Otobiyografi: Bir kimsenin kendi hayatını yazdığı eser. Biçim ve içeriğiyle bir edebi değer taşımalıdır.
    Nida: Divan edebiyatımızda bir sanat türü. Şairin korku, sevinç, şaşkınlık, acı, ızdırap, öfke gibi pekiştirilmiş, duygu ve düşüncelerini okuyucuya hissettirebilecek şekilde işlemesi. Çokluk "ey!, hey!, vay!" gibi ünlemlerle seslenilir. Tekrîr ve teşhis sanatlarıyla birlikte kullanılır. Örnek:

    Ey mi'delerin zehr-i tekazası önünde
    Her zilleti bel'eyleyen efvâf kadide;
    Ey fazl-ı tabiatle en âmâde ve mün'im
    Bir fıtrata makrûn iken aç, âtıl ve âkim
    Her ni'meti, her fazlı, hep esbâb-ı rehâyı
    Gökten dilenen züll-ı tevekkül ki...

    Mürâyî
    Nesir (Düz Yazı): Duygu, düşünce ve hayallerin dilgilgisi kurallarına uygun cümleler içinde anlatılması şeklindeki edebi eser. Edebiyatın iki anlatım yolundan biridir. Diğeri nazımdır. Nesirde aklın kontrolü altında duygu, düşünce ve hayallere yer verilir. Nazımdan daha geç doğmuştur. Düşüncelerin fadesi için nazımdan çok daha zengin imkanlara sahiptir. Hikaye, roman, tiyatro, masal, hatırat, makale, sohbet, deneme, gezi yazısı, biyografi gibi edebiyat türlerinde hep nesir kullanılır. Nesrin en küçük birimi tek başına bir anlam ifade eden cümledir. Nesir, kullanılan üslûba göre sade nesir, orta nesir ve süslü nesir olmak üzere çeşitlere ayrılır.