Ütopya — Gerçekleştirilmesi imkânsız tasarı veya düşünce. "Sizin anlattıklarınız ütopyadan ibaret şeyler."
Genel Türkçe Terimleri Sözlüğü
Genel Türkçe alanında en çok kullanılan kavramlar, teknik terimler ve anlamları. Şu an sistemde bu alana ait 380 terim açıklaması bulunmaktadır.
At Koşumu — Bir atın araba, kağnı veya sabana bağlanması için kullanılan takım ve donanımın tamamıdır (koşum takımı). Koşumlar; dizgin, gem, y... Devamını Oku »
Farkındalık — Farkında olma durumu. "Bölgede farkındalık oluşturmak için etkinlik düzenledik." terimleri.com.tr
Pazarcı — Farklı günlerde belirli bölgelerde kurulan pazarlarda mal satan kimse.
Keşfetmek — Var olmasına rağmen kimsenin görmediği, bilmediği bir yeri veya bir şeyi ortaya çıkarmak; bulmak. "Çocuklarınızın yeteneklerini k... Devamını Oku »
Şaşırmak — 1. Ne yapılması gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek, içinden çıkamamak; tanlamak. "Çok iyi bir kadın, bizi mi... Devamını Oku »
Enikonu — İyiden iyiye, iyice, oldukça. "Enikonu sen masrafları bize yüklemeye başladın." "Bugün seni dinleyince enikonu meseleyi anladım.... Devamını Oku »
Seçkin — 1. Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan; değme (II), mümtaz, güzide, mutena. "Sınıfımda senin gibi seçkin... Devamını Oku »
Kıdemli — 1. Bir işte eski ve deneyimi çok olan. "Sen kıdemli olduğun için direksiyona geç." 2. Bulunduğu görev veya rütbede hizmet süre... Devamını Oku »
Havadis — İlgiyle karşılanabilecek haber. "Bu havadis doğru değil." "Sana bu havadisi kim verdi?" "Çoktandır senden bir havadis alamadık.... Devamını Oku »
Alıkoymak — 1. Bir süre için bir yerde tutmak. "Şoför yolcuları uzun süre otobüste alıkoymuş." 2. Birini, yapmakta olduğu veya yapmak iste... Devamını Oku »
Çekmek — 1. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek. "Masayı biraz sola çek." 2. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. "... Devamını Oku »
Hıdırellez — 1. Hızır ve İlyas peygamberlerin her yıl buluştuklarına inanılan 6 Mayıs günü. "Yarın Hıdırellez olduğunu bilmiyordum." 2. Her... Devamını Oku »
Yavuz — 1. Güçlü, çetin. "Senin gibi yavuz bir oğlum olsun isterim." 2. İyi, gürbüz, güzel. "Bu at çok yavuzmuş."
Kalakalmak — 1. Bir şey veya durum karşısında şaşırmak. "Düğünde gelinle damat kavga edince hepimiz kalakaldık." 2. Güç durumda kalmak. "B... Devamını Oku »
Hısım — Evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler. "Bu akşam köydeki hısımlar ziyarete gelecek."
Besili — İyi beslenmiş, semiz, semirtilmiş. "Sizin kurbanlık bizimkinden daha besili görünüyor."
Gazilik — 1. Gazi olma durumu. 2. Gazi unvanı. 3. Yiğitlik.
Daldız — 1. Marangozların kullandığı ağaç oymaya yarayan oluklu demir alet. 2. Ağaçtan oyulmuş arı kovanı. 3. Ağaçtan oyulmuş yayık. ... Devamını Oku »
Ulusal — Milli, milletle ilgili, millete özgü.
Porte — Notaların incelik ve kalınlık farklarını belirtecek şekilde notaların yazılmasına yarayan, yatay durumda birbirinden eşit uzaklıkt... Devamını Oku »
Askeri — Askerlikle ilgili, askere özgü.
İnsan — Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucu... Devamını Oku »
Talebe — Öğrenci
çarçabuk — çabucak, hızlıca, beklemeden "Çarçabuk eşyalarını hazırla, yola çıkıyoruz."
Türkçe — 1. Türkiye Cumhuriyeti’nde kullanılan, konuşulan, yazılan Türk dili. 2. Ural–Altay dil ailesinden, Asya’da ve Doğu Avrupa’da konu... Devamını Oku »
Yargan — Eski Türklerde basit suçlara bakan yargıçlara verilen ad. Daha sonra zabıta memurluğuna dönüşmüştür.
Pota — Çeşitli şeylerin bir araya getirildiği, kaynaştırıldığı yer.