Çıkagelmek:
Hiç beklenmedik bir zamanda gelmek.
"Evde hasta yatarken komşularım çıkageldi."
"Askerdeki oğlu çıkagelmiş, kadın çok mutlu oldu."
Toraman:
Yaşına göre fazla gelişmiş, iri yapılı genç.
"Yanındaki toraman da kim?"
"İki toraman sizin eve doğru gidiyordu."
Fesatlık:
Ara bozuculuk, arabozanlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.
"Fesatlık sizin işiniz, ben asla kötü bir şey söylemedim."
"Niyetinizi güzelleştirin biraz, bu fesatlık bu kibir sizi bitirir."
"Fesatlık mutluluk getirmez canım."
"Bu yaptığına fesatlık denir."
Adamakıllı:
Gereğinden daha çok, iyice, oldukça, bir güzel, bir temiz.
"Bu sınava adamakıllı çalışman gerektiğini biliyorsun."
"Adamakıllı bir dayağı hak ediyor, ama sabrediyorum."
Velhasıl:
Kısacası, özet olarak.
"Velhasıl biz de düğüne gelemiyoruz."
"Konuşmayı uzatmanın anlamı yok, velhasıl sen de suçlusun."