Adamakıllı:
Gereğinden daha çok, iyice, oldukça, bir güzel, bir temiz.
"Bu sınava adamakıllı çalışman gerektiğini biliyorsun."
"Adamakıllı bir dayağı hak ediyor, ama sabrediyorum."
Velhasıl:
Kısacası, özet olarak.
"Velhasıl biz de düğüne gelemiyoruz."
"Konuşmayı uzatmanın anlamı yok, velhasıl sen de suçlusun."
Oburluk:
Obur olma durumu.
"Sen böyle oburluk yapmaya devam edersen işin zor."
"Allah'ım oburluk gerçekten başa bela."
Obur:İhtiyaçtan çok yemek yiyen, doymak bilmeyen kişi.
Mengene:
Nesneleri sıkıştırmaya yarayan araç.
"Bir mengeneye ihtiyacımız var."
Olgunlaşmak:
1. Meyve olgun hale gelmek.
"Bu şeftaliyi olgunlaşmadan koparmışsın"
2. Düşünce, yazı olgun duruma gelmek.
"Yazılarım olgunlaşmadan kitap çıkarmak istemiyorum."
3. Bilgi, görgü, deneyim kazanmak, hoşgörüyle yaklaşmak.
"Askerlik yaptıktan sonra epey olgunlaşmış."