İbda Nedir? Ne Demek?

    Açıklamalı terimler sözlüğümüzde İbda terimi ile ilgili toplam 3 tanım bulunmaktadır. 2026 yılı itibarıyla İbda nedir? İbda ne demek? gibi sorularınıza yanıt olabilecek, güncel teknik ve genel bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

    İbda Terimi Hakkında Bilgi

    Edebiyat Terimi Olarak İbda :

    Yaşanılan dönemin sanat anlayışı içinde olağanüstü bir eser yaratma. Örneğin Fuzûlî'nin Leyla vü Mecnun'u, Şeyh Galib'in Hüsn-ü Aşkı birer ibda kabul edilir. İbda eser verebilenlere mübdi, ibdakâr, eserleri de bedia olarak adlandırılır.

    📂 Edebiyat Terimleri Sözlüğü

    Yazma Eser (Hat-Tezhip-Ebru-Cilt-Minyatür) Terimi Olarak İbda :

    1. Kreasyon. Sanatın her devirde ve her yüzyıla ait bütün ayrıntılarını bildikten sonra, şimdiye kadar yapılmamış, yeni bir çığır açma; yeni, ayrı ve bir esasa bağlanmış üstün örnekler.

    2. Bir sanat eseri meydana getirmek. İbda’ olunmuş bir eser demek hiçbir modeli olmayan ve kimseyi taklit etmeyerek vücuda getirilen asli eser demektir.

    📂 Yazma Eser (Hat-Tezhip-Ebru-Cilt-Minyatür) Terimleri Sözlüğü

    Kur’an-ı Kerim Terimi Olarak İbda :

    Yaratma, yoktan var etme.

    📂 Kur’an-ı Kerim Terimleri Sözlüğü

    İbda terimi hakkında yorum yazabilirsiniz.

    İbda hakkındaki yorumlar

    İbda hakkında henüz yorum yazılmamış. Üstteki formu kullanarak ilk yorumu yazabilirsiniz.

    İbda ile ilgili benzer terimler:

    Delme Mecra: Yerin altından giden ve insan eli ile yapılmış olan su galerisi, yer altı su isale hattı.
    Antrepo: Ticari malların belli bir süre için korunduğu yer, depo.
    Hüsn-i Ta'lil: Anlamla ilgili edebi sanat. Divan edebiyatında bir olayın meydana gelişini hayali ve güzel bir nedene bağlama yoluyla yapılır. Bu nedenin gerçekle ilgili olmaması ve kesin bir etkeninin bulunması gerekir. Hüsn-i tevcih diye de anlandırılır. Eğer neden, güya, sanki, acep, acaba, meğer gibi sözcüklerle olasılıklara dayandırılırsa şibh-i hüsn-i ta'lil (yani yarım hüsn-i ta'lil) yapılmış olur. Örnek:

    Aceb bi bağ kenârında dursa lâle hacil
    Ki lâlezâr-ı cemâlinde hûr u zârındır
    Ahmet Paşa
    (Lale bağ kenarında utungaç dursa şaşılır mı? Çünkü o lale bahçesine benzeyen yüzünün güzelliği yanında senin bir düşkünündür. Yani şair, sevgiliye, "senin yanakların o kadar kırmızı ki, lale bile onun yanında utanır kızarır" diyor. Lalenin kırmızılığı güzel bir nedene bağlanıyor.)
    Defter Emini: Osmanlılarda Defter-i Hakani idaresinde (Tapu ve kadastro genel müdürlüğü) çalışan ve tapu işlerine bakan yüksek görevli.
    Antiklinal: Kıvrımlı dağın yükselen kısmı. Kubbe şeklinde kıvrımlı tabakalar.