Devşirme Nedir? Ne Demek?

    Açıklamalı terimler sözlüğümüzde Devşirme terimi ile ilgili toplam 2 tanım bulunmaktadır. 2026 yılı itibarıyla Devşirme nedir? Devşirme ne demek? gibi sorularınıza yanıt olabilecek, güncel teknik ve genel bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

    Devşirme Terimi Hakkında Bilgi

    Osmanlı Türkçesi Terimi Olarak Devşirme :

    1. Devlet hizmetlerinde ve Kapıkulu ocaklarında kullanılmak üzere Hristiyan çocukların, Türk-İslam Geleneklerine göre yetiştirilmesi.

    2. Yeniçeri ocağına alınan gayrimüslim çocuklar.

    📂 Osmanlı Türkçesi Terimleri Sözlüğü

    Tarih Terimi Olarak Devşirme :

    Osmanlı Devleti'nde, I. Mehmet (Çelebi) Devri'nde Kapıkulu Ocaklarındaki asker gereksinmesini karşılamak amacıyla kurulan, Devleti'nin gereksinmesine göre belli kurallarla toplanan Hristiyan çocuklardır. Gereksinime göre her 3-5 yılda bir 8-16 yaşlarındaki Hristiyan erkek çocukların devşirilme işidir. Devşirmeye gerek duyulduğunda Yeniçeri Ağası Divan-ı Hümayuna baş vururdu. Devşirme her 40 evden bir oğlan çocuğu oranında yapılırdı. Tek oğul, Yahudi olanlar, evliler, köy kethüdası oğulları, çoban, sığırtmaç, köse, kel, Türkçe bilenler, sanat sa-hibi olanlar, çok uzun ve çok kısa olanlar, Rus, Çingene veya Acem olanlarla Trabzon Hristiyanları kesinlikle devşirilmezdi. Devşirilen çocuklardan oluşan 100-200 kişilik gruba sürü denilirdi. Sürü devlet merkezine gelince dinlenilir ve devşirme oğlanları şahadet getirtilip, Müslümanlaştırılır ve sünnet edilirlerdi. Güzelleri saray için, gürbüzleri Bostancı Ocağı için ayrılır, geri kalanlar Anadolu ve Rumeli'de Türk köylerine dağıtılırdı.

    📂 Tarih Terimleri Sözlüğü

    Devşirme terimi hakkında yorum yazabilirsiniz.

    Devşirme hakkındaki yorumlar

    Devşirme hakkında henüz yorum yazılmamış. Üstteki formu kullanarak ilk yorumu yazabilirsiniz.

    Devşirme ile ilgili benzer terimler:

    Derviş: Tarikatlardan birine bağlı olan ve tekkede çile ile uğraşan, giyim ve yaşayışında tarikatının adetlerini güden kişi.
    İbda: Yaşanılan dönemin sanat anlayışı içinde olağanüstü bir eser yaratma. Örneğin Fuzûlî'nin Leyla vü Mecnun'u, Şeyh Galib'in Hüsn-ü Aşkı birer ibda kabul edilir. İbda eser verebilenlere mübdi, ibdakâr, eserleri de bedia olarak adlandırılır.
    Delme Mecra: Yerin altından giden ve insan eli ile yapılmış olan su galerisi, yer altı su isale hattı.
    Antrepo: Ticari malların belli bir süre için korunduğu yer, depo.
    Hüsn-i Ta'lil: Anlamla ilgili edebi sanat. Divan edebiyatında bir olayın meydana gelişini hayali ve güzel bir nedene bağlama yoluyla yapılır. Bu nedenin gerçekle ilgili olmaması ve kesin bir etkeninin bulunması gerekir. Hüsn-i tevcih diye de anlandırılır. Eğer neden, güya, sanki, acep, acaba, meğer gibi sözcüklerle olasılıklara dayandırılırsa şibh-i hüsn-i ta'lil (yani yarım hüsn-i ta'lil) yapılmış olur. Örnek:

    Aceb bi bağ kenârında dursa lâle hacil
    Ki lâlezâr-ı cemâlinde hûr u zârındır
    Ahmet Paşa
    (Lale bağ kenarında utungaç dursa şaşılır mı? Çünkü o lale bahçesine benzeyen yüzünün güzelliği yanında senin bir düşkünündür. Yani şair, sevgiliye, "senin yanakların o kadar kırmızı ki, lale bile onun yanında utanır kızarır" diyor. Lalenin kırmızılığı güzel bir nedene bağlanıyor.)