Samerra:
Abbasi İmparatorluğu'nun yönetim merkezi, Bağdat'ın 100 km. kuzeyindeki kent. Halife Mutasım zamanında 836'da Türk kumandanlarından Eşnas tarafından temeli atıldı. 836-892 yılları arasında burada sekiz Abbasî halifesi hüküm sürdü. Samarra bir kent olmaktan çok saraylar, köşkler, kışlalar, devlet daireleri ve ibadethanelerden oluşan bir merkezdi. İslam sanatının zengin örneklerine rastlanan yerlerden biridir. 848-852 arasında halife Mütevekkil'in yaptırdığı Samarra Camii, dünyanın en büyük camiidir. 240x157 m. boyutlarındaki cami, ziggurat biçiminde yapılmış çok özgün bir minareye sahiptir.
Samarra:
Abbasi İmparatorluğu'nun yönetim merkezi, Bağdat'ın 100 km. kuzeyindeki kent. Halife Mutasım zamanında 836'da Türk kumandanlarından Eşnas tarafından temeli atıldı. 836-892 yılları arasında burada sekiz Abbasî halifesi hüküm sürdü. Samarra bir kent olmaktan çok saraylar, köşkler, kışlalar, devlet daireleri ve ibadethanelerden oluşan bir merkezdi. İslam sanatının zengin örneklerine rastlanan yerlerden biridir. 848-852 arasında halife Mütevekkil'in yaptırdığı Samarra Camii, dünyanın en büyük camiidir. 240x157 m. boyutlarındaki cami, ziggurat biçiminde yapılmış çok özgün bir minareye sahiptir.
Salak:
Kılık kıyafeti ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan aptal kimse.
"Yanına gelen o salak kim?"
Çullanmak:
1. Alta almak amacıyla birinin üstüne abanmak.
"Zayıf rakibini mağlup etmek için çullanıyor."
2. Hiç beklemediği bir anda birine saldırmak.
"Beş kişi birden çullanınca bir şey yapamadık."
3. Bezdirecek, bıktıracak kadar birinin üzerine gitmek.
"Şu garibe çullanmayı bırakın artık."
4. Yeni ve güzel şeyler giyinmek.
"Herkes çullanıp düğün salonuna gelmiş."
Ismarlamak:
1. İlgili kişiden bir şeyin yapılmasını, alınmasını, getirilmesini istemek, sipariş etmek.
"Ben de beş kilo ceviz ısmarladım."
2. Parasını kendi ödeyerek birine yiyecek, içecek vb. getirilmesini söylemek, ona ikramda bulunmak.
"Gel otur, sana da bir kahve ısmarlayayım."
3. Birinin veya bir şeyin korunmasını, bakılmasını birine bırakmak, emanet etmek.
"Ben gidiyorum, şimdilik Allah'a ısmarladık."