Ismarlamak:
1. İlgili kişiden bir şeyin yapılmasını, alınmasını, getirilmesini istemek, sipariş etmek.
"Ben de beş kilo ceviz ısmarladım."
2. Parasını kendi ödeyerek birine yiyecek, içecek vb. getirilmesini söylemek, ona ikramda bulunmak.
"Gel otur, sana da bir kahve ısmarlayayım."
3. Birinin veya bir şeyin korunmasını, bakılmasını birine bırakmak, emanet etmek.
"Ben gidiyorum, şimdilik Allah'a ısmarladık."
Asalak:
1. Sürekli veya geçici bir süre bir canlıda yaşamını sürdüren, bu süreçte ona zarar veren başka canlı, parazit.
"Bir süre asalak önleyici ilaç kullanmalısınız."
2. Geçimini başkalarının sırtından sağlayan kişi, abacı, ekti, otlakçı, tufeyli.
"Kendi işimi kurmak, para kazanmak istiyorum. Asalak gibi yaşamaktan bıktım."
Kuşkulanmak:
Kuşkuya düşmek, kuşku duymak, işkillenmek, şüphelenmek
"O çocuktan kuşkulanmakta haklıymışsın."
"Apartmana giren dilenciden kuşkulanıyorum."
Rölativizm:
Bağıntılılık öğretisi, özellikle bilginin bağıntılı olduğunu ileri süren her türlü felsefe öğretisi, görececilik, bağıntıcılık, izafiye, görecelik.