Ak Deri Nedir? Ne Demek?

    Açıklamalı terimler sözlüğümüzde Ak Deri terimi ile ilgili toplam 2 tanım bulunmaktadır. 2026 yılı itibarıyla Ak Deri nedir? Ak Deri ne demek? gibi sorularınıza yanıt olabilecek, güncel teknik ve genel bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

    Ak Deri Terimi Hakkında Bilgi

    Osmanlı Türkçesi Terimi Olarak Ak Deri :

    Eskiden kâğıt yerine kullanılan ve üzerine yazı yazılan derilere verilen isimdi. Koyun ve keçi derileri kurutulduktan sonra, ponza taşı ile düzleştirilip pürüzleri alınarak imal edilen bir deriydi. Papirüsten daha dayanıklı olduğu için daha elverişliydi. Uzun süre kalması istenilen kitaplar bu deriler üzerine yazılırdı. Ak deri, minyatür yapımında ve kitap ciltlemede de kullanılmaktaydı.

    📂 Osmanlı Türkçesi Terimleri Sözlüğü

    Yazma Eser (Hat-Tezhip-Ebru-Cilt-Minyatür) Terimi Olarak Ak Deri :

    Eskiden kâğıt yerine kullanılan ve üzerine yazı yazılan derilere verilen ad. Koyun ve keçi derileri kuruduktan sonra kazınır. Üzerine sert taş ile sürtülmek suretiyle, pürüzleri giderilerek, yazı yazmaya hazır hâle getirilirdi. Papirüs denilen yapraklardan daha dayanıklı idi. Uzun müddet kalması istenilen kitaplar bu deri üzerine yazılmıştır. Tirşe adı da verilir. Avrupalılar, daha çok Bergama'da yapıldığı için, Pergament (Parşömen) derler.

    📂 Yazma Eser (Hat-Tezhip-Ebru-Cilt-Minyatür) Terimleri Sözlüğü

    Ak Deri terimi hakkında yorum yazabilirsiniz.

    Ak Deri hakkındaki yorumlar

    Ak Deri hakkında henüz yorum yazılmamış. Üstteki formu kullanarak ilk yorumu yazabilirsiniz.

    Ak Deri ile ilgili benzer terimler:

    Akça Tahtası: Sarrafların, idari kalemlerin kisedarların ve resmi dairelerdeki veznedarların para saymak için kullandıkları tahtanın adıydı. Tahtanın ucu hariç, kenarlı düzdü. Uca doğru daralan oluk haline gelmekteydi. Sayılan paralar bu oluğa atılırdı. Bazı akça tahtalarında sayılmayan paralar için de bir kısım bulunmaktaydı.
    Akça Farkı: Sarraflık yapanların, muhtelif devletlerin paralarını veya bir devletin iki çeşit parasını bir diğeriyle değiştirmesi neticesinde ortaya çıkan farka verilen isimdi.
    Akarat-ı Mevkuf: Gerek aynî (yani eşya, arazi vb. mallar) gerek nakdî yollarla elde edilen paranın ve tasarrufunun, hayır işlerine sarf edilmek üzere bir vakfa bağışlanması için kullanılan genel tabirdi.
    Ak Alem: Osmanlılarda saltana sancağına verilen isimdi. Buna, elviye-i sultanî veya alemha-i Osmanî de denirdi. İ. H. Uzunçarşılı bu ak alem işin şunları söylemektedir: "Ananeye ve bazı tarihlerle, Feridun Bey Münşeatı'na göre, Selçuk Hükümdarı bu ak sancak'ı Gazi Osman'a beylik alameti olarak göndermişti. Bu açıklama bir kaynağa dayanmadığından, bunun Selçuk Hükümdarı tarafından gönderilmiş olması şüphelidir. Yalnız ak sancak'ın Osmanlılarda saltanat sancağı olduğu muhakkaktır."
    Ak Akça: Eskiden gümüş para hakkında halk tarafından kullanılan bir tabirdi. Gümüş akça beyaz olduğu için bu tabir meydana çıkmıştı. Sonraları terim haline gelip bazı paralar için de kullanılmıştı. "Ak akça kara gün içindir" atasözü de buradan gelmektedir. İranlılar da, bizim kullandığımız bu atasözünün aynı manasında "zerr-i sefid ez berayi ruz-u siyahest" derler.