Tekbir:
Din ıstılahında, Allah en büyüktür, Allah her şeyden daha büyüktür anlamına gelen Allâh'ü ekber diyerek Allah'ı azamet ve kibriya ile anmak demektir.
Say:
Sözlükte çalışmak, çalışıp kazanmak, gayret etmek, kastetmek, koşmak, yürümek gibi anlamlara gelen say, dini bir terim olarak, hac ve umre esnasında Kâbe'nin doğusundaki Safa ve Merve denilen iki tepeciğin arasında, Safa'dan başlayıp Merve'de tamamlanmak üzere, yedi defa gidip gelmeyi ifade eder.
Rükn:
Sözlükte köşe ve bir şeyin aslı anlamına gelen rükn, bir hac terimi olarak hac ve umre ibadetini meydana getiren ve yapılmaması, umre veya haccı geçersiz kılan temel menasik demektir. Ayrıca Kâbe'nin köşelerine de rükün denir.
Mizab-ı Kâbe:
Kâ'be'nin damında biriken yağmur sularının dışarıya akmasını sağlamak amacıyla Hatîm'in bulunduğu taraftaki duvarın üstüne yerleştirilen altından yapılmış oluktur.
Meşâir (Meşâiru'l-Hacc):
İbadetgâh, ibadet usulü, kurban boğazlanacak yer, bir adamın alıştığı yer anlamlarına gelen mensek kelimesinin çoğulu olan menâsik, dini bir kavram olarak, en geniş anlamda ibadet, Allah'a yakınlaşmak için yapılan her türlü itaat; hacda yerine getirilmesi gereken vazifeler; kurban kesmek ve kurban kesilen yer anlamlarına gelmektedir. Aynı kökten türeyen nüsük kelimesi de bu anlamdadır. Ayrıca hac menâsikine meşâir de denilmektedir. Kâbe'yi tavaf etmek, Safa ile Merve arasında sa'y etmek, Arafat ve Müzdelife vakfeleri ve Şeytan taşlama hac menasiki arasında yer almaktadır.