Üstün:
1- Arapça'da üzerine konulduğu harfin "e" ya da "a" sesi ile okunmasını sağlayan eğimli düz çizgi şeklindeki işaret, hareke. "Fetha" da denir.
2- Eski yazıda harfleri a, e sesiyle okutmak için harfin altına konulan küçük yatay çizgi.
Üstübeç:
İsfidaç da denilir. Ahar yapımında da kullanılan beyaz maddedir.
Üstten Ayırma Şemse:
Zemin deri renginde bırakılarak, yalnız kabartma şekillerin, altınlanması suretiyle yapılan şemse.
Üstadân-ı Seb'a (Üstadânı Seba):
"Yedi üstad" anlamına gelen bir terimdir. Yâkut-ı Mustasımi ile Ergun Kâmil, Abdullah Sayrafi, Yahyayı Sofi, Mübarekşah-ı Süyufi, Mübarekşah Kutub ve Şeyh Ahmed Sühreverdi adlı öğrencilere hattatlarca bu isim verilmiştir.
Şeyh Hamdullah, oğlu Mustafa Dede, damadı ve öğrencisi Şükrullah, öğrencileri ve halazadeleri Celâl oğlu Muhyiddin ve kardeşi Cemalüddin ile Ahmed Karahisari ve Amasyalı Abdullah Çelebi, Hamdullah tarzı bir okul geliştirmişler ve Osmanhlardaki Üstadân-ı Şeb'a'yı teşkil etmişlerdir.
Ünsi:
Kamış kalemin iki parçadan meydana gelen kesik kısmının yazandan yana olan tarafına verilen ad. Diğer kısmına vahşi denir.
Menakib-i Hünerveran, sayfa 10 da, hat çeşitlerine göre vahşi ve ünsi oranı belirtilmiştir.
Tuğrakeş Hakkı Altunbezer'in tanıdığı büyük hattatlar hakkında verdiği bilgilere göre;
Şeşkalemde maharet sahibi olan Rakım Efendi'nin, Eğrikapılı Rasim Efendi'nin, Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin, Şefik Bey'in, Sami Efendi'nin kalemlerinin ünsisi ve vahşisi müsavi surette idi.