Döşeme Nedir? Ne Demek?

    Açıklamalı terimler sözlüğümüzde Döşeme terimi ile ilgili toplam 3 tanım bulunmaktadır. 2026 yılı itibarıyla Döşeme nedir? Döşeme ne demek? gibi sorularınıza yanıt olabilecek, güncel teknik ve genel bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

    Döşeme Terimi Hakkında Bilgi

    Edebiyat Terimi Olarak Döşeme :

    Türk halk hikayelerinin başında geçen seçili sözler. Ayaklı saya da denir. Arapça mukkaddime ve medhal, Farsça dibâce'nin karşılığıdır. Döşeme başlama adlı girişle başlar. Sonra duruma göre yalan veya tanrı, yaratılış üzerine bir destan, bir yurt veya savaş destanı söylenir. Ardından asıl esere ya da anlatıma geçilir.

    📂 Edebiyat Terimleri Sözlüğü

    Tiyatro Terimi Olarak Döşeme :

    Türk Halk Edebiyatında "başlangıç" karşılığı kullanılan bir kelime.

    📂 Tiyatro Terimleri Sözlüğü

    Yapı-Dekorasyon Terimi Olarak Döşeme :

    Döşeme, binada katları birbirinden ayıran, üzerine gelen yükleri taşıyarak mesnetlere nakleden yapı elemanlarıdır. Döşemeler; ahşap, kagir, betonarme ve çelik malzemelerden yapılırlar.

    📂 Yapı-Dekorasyon Terimleri Sözlüğü

    Döşeme terimi hakkında yorum yazabilirsiniz.

    Döşeme hakkındaki yorumlar

    Döşeme hakkında henüz yorum yazılmamış. Üstteki formu kullanarak ilk yorumu yazabilirsiniz.

    Döşeme ile ilgili benzer terimler:

    Dörtleme: Halk edebiyatımızda dört dizelik kıtalardan meydana gelen nazım şekillerinin genel adı.
    Diyalog: İki kişinin karşılıklı konuşmasını tanımlayan Yunanca sözcük. Roman, hikaye, tiyatro gibi türlerde kahramanların karşılıklı konuşmalarının olduğu gibi yazılmasını ifade eder. En çok dram türünde görülür ve üsluba canlılık katar. Devrik cümleler kullanmaya elverişlidir. Örneğin Eflatun'un diyalogları ünlüdür.
    Dipnot: Yazarın yararlandığı kaynakları ve alıntıları metnin geçtiği yerlerde belirtmesi.
    Dibâce: Çoklukla mensur, bazen de mazmun eserlerin başında yer alan ve eserin yazılış nedeni ile içeriğini açıklayan başlangıç kısmı. Önsöz, mukaddime, medhal, sözbaşı, başlarken, birkaç söz gibi sözcükler de dibâce karşılığıdır.
    Deyişme: Halk edebiyatında âşıkların karşılıklı şiir söylemesi. Atışma da denir. En az iki âşık kendi kendilerine ya da bilirkişiler ve dinleyiciler karşısında belli kurallar çerçevesinde şiir yarışı yaparlar. Birbirlerini denerler, ustalıklarıyla öne çıkmaya çalışırlar. Deyişme şu sırayla yapılır:
    Merhabalaşma, giriş bölümüdür. Âşıklar, birbirlerini ve dinleyicileri "Hoşgeldiniz", "Sefa geldiniz", "Merhaba" gibi sözcüklerle rediflerine bağlanan kafiyelerle dörtlükler kurarak selamlar.
    İkinci bölümde âşıklar kendi ustalarının şiirlerinden örnekler söyler.
    Tekerleme bölümü denilen üçüncü bölüm asıl deyişme bölümüdür. Ev sahibi ya da yaşlı bir kişi düz ya da geniş ayakla deyişmeyi açar. Âşıklar konu ve bend sınırlaması olmaksızın verilen oyun üzerinden deyişmeye başlar. Âşıklar asıl ustalıklarını ve sanatçılıklarını burada göstermeye çalışır. İlk ayak bitince diğer âşık yeni bir ayak açar. Deyişme sürdükçe ayaklar darayak halini alır. Deyişme karşılıklı soru-yanıt şekline döner. Âşıklar böylece birbirlerinin bilgi ve sanatlarını ölçer. Bir şekilde karşısındakini söz söylemez haline getiren âşık deyişmeyi kazanır.
    Söz söyleyememe durumuna "lebdeğmez" denir. Deyişmenin sonunda da âşıklar birbirlerini rahatlatmak, gönül almak için karşılıklı koşmalar söyler. Birbirlerini överek hoşgörü örneğiyle deyişmeyi bitirirler. Örneğin âşık Şenlik ile âşık Feryadî'nin deyişmesi:

    Şenlik:
    Şöhretin vezir payında
    Rütbesiyle şana layık
    Oturuşun o duruşun
    Hem sultana hana layık

    Feryadî:
    Sefa geldin gözüm üzre
    Olsam mihmana layık
    Şeyhülislam, sadrazam
    Doğru Al'Osman'a layık

    Şenlik:
    Seninle oldum taaşşuk
    Gözlerime geldi ışık
    Duymadım sen kime aşık
    Dillerin Kur'an'a layık

    Feryadî:
    Bu düşkün gönlüm açarsın
    Selim Sırat'ı geçersin
    Kevser ırmaktan içersin
    Olasan cihana layık

    Şenlik:
    Kul şenliği eder hürmet
    Rikabın kıldım ziyaret
    Sana nasip olsun cennet
    Huriye gılmana layık

    Feryadî:
    Sefil Feryadî göresen
    Meram maksûda eresen
    Sancak altında durusan
    Habîb-i Rahman'a layık