Çırak:
Bir ustanın yanında hizmet ederek öğrenen san'at tâlibine denir. Usta ve çırak tâbiri meşhurdur. Yani üstadın yanında çıraklıkla daha çok öğrenileceğine işarettir.
Divân:
Şiir söyleyenlerin muhtelif şekillerde yazdıkları manzumelerin bir usulü mahsusa riayet olunarak sıralanmış olanlarına verilen bir isimdir ki yalnız şiir söyleyenlere değil bunları bu suretle derli toplu bir hale getirenlere Divânıvar tâbir edilir. (Dîvân şâiri divân tarzında şiir söyleyenlere de denir.)
Desen:
Yalnız çizgilerle boyasız olarak yapılan resim.
Ecder:
Ejder. Ejderhadan kısaltılarak söylenir. Yılana benzer. Ancak ayaklı, kanatlı ve ağzından alevler püskürdüğüne itikat olunan bir mevhum hayvan. Bir nevi' efsanevî yılan.
Elfakir Ül Hakîr:
Müslüman Türklerin ilim ve sanatla meşgul olanları ve tarikatlardan herhangi birisine mensup bulunanları ekseriya ruhlarını tatmin etmelerinden mütevellit bir hisle insanların mânen fakiri ve hakiri mânasına gelmek üzere isimlerinin önlerine bu tevazu' lâkaplarını takar ve bundan rûhânî bir haz duyarlar. Bu zümrelere dahil olamayan bazı mukallitlerin de bu tâbirlerden büyüklük duyarak sahte tevazu' gösterdikleri de işitilmiş ve hattâ görülmüştür. Bu ifadeyi gayet samimî olarak kullananlardan biri de Karamemi oluyor. Onun sanatında kemâlini ne kadar hazmetmiş olduğunu bu umumî lâkap bildirmektedir. (Bu gibi insanlar esâsen meziyet dâvasında bulunmazlar.)