Babıâli Nedir? Ne Demek?

    Açıklamalı terimler sözlüğümüzde Babıâli terimi ile ilgili toplam 3 tanım bulunmaktadır. 2026 yılı itibarıyla Babıâli nedir? Babıâli ne demek? gibi sorularınıza yanıt olabilecek, güncel teknik ve genel bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

    Babıâli Terimi Hakkında Bilgi

    Osmanlı Türkçesi Terimi Olarak Babıâli :

    Osmanlılarda Sadaret (Başbakanlık),Dahiliye ve Hariciye (İçişleri ve Dışişleri Bakanlığı) ve Şurayı Devlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu bina. Osmanlı Hükümeti. Kelime anlamı, Yüksek Kapı.

    📂 Osmanlı Türkçesi Terimleri Sözlüğü

    Tarih Terimi Olarak Babıâli :

    1- XVIII. yüzyıldan itibaren Osmanlı hükümetine ve bürokrasisine verilen isim.

    2- Büyük kapı. Osmanlılarda Sadrazamlık (Başbakanlık), Reis-ül Küttaplık (Dışişleri), Sadaret Kethüdalığı (İçişleri)'nin bulunduğu binalara denirdi. Hükümet anlamına da gelirdi. Yeniçeri Ocağı'nda bir başçavuş.

    📂 Tarih Terimleri Sözlüğü

    İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Terimi Olarak Babıâli :

    Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı.

    📂 İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Terimleri Sözlüğü

    Babıâli terimi hakkında yorum yazabilirsiniz.

    Babıâli hakkındaki yorumlar

    Babıâli hakkında henüz yorum yazılmamış. Üstteki formu kullanarak ilk yorumu yazabilirsiniz.

    Babıâli ile ilgili benzer terimler:

    Haşv Ya Da Haşiv: Yazıda gereksiz söz bulunması. Eş anlamlı sözcüğü sık sık kullanmak, anlam için gerekli olmayan kelimeler bulundurmak, aynı fikri değişik kelimelerle tekrar etmek, aynı anlama gelen kelimeleri art arda söylemek, yazıya yabancı fikir ve hayal karıştırmak haşivdir. Eskiler seci, söz sanatları ve vezin için yazı veya şiire fazla söz katarlardı. Edebiyatımızda haşiv örnekleri çok fazladır. Ü (ve) edatıyla bağlanan eş anlamlı sözler sık sık kullanılmıştır. Örnek:
    Ahd ü peyman, bey ü füruhi, ceng ü harb, etraf ü cevanib, feth ü küşad, ferid ü yekta, ilm ü irfan, medh ü sitayiş, sehl ü asan, vak ü zaman...
    Şeyh Galib'in şu beyti haşvin açık bir örneğidir:

    Var mı hele söylenmedik söz
    Kalmış mı meğer denilmedik söz

    Haşv müfsid ve gayr-i müfsid olmak üzere ikiye ayrılır.
    1. Haşv-i müfsid: Anlatımı bozan söz kalabalığı için kullanılır. Yazarın neyi nasıl anlatacağı hakkında kesin fikri olmazsa fikir anlaşılmaz hale gelir, maksat ifade edilmez.
    2. 2. Haşv-i gayr-i müfsid: Fikri anlaşılmaz hâle sokmayan söz kalabalığı için kullanılır. Kabîh, malih ve mutavassıta olmak üzere üçe ayrılır.
    a. Haşv-i kabîh: İfadeye çirkinlik veren fazlalıklar. Söylenmiş bir fikrin eş anlamlı kelimelerle tekrarlanmasında kabîh haşiv görülür.
    b. Haşv-i melih: Söze güzellik ve kuvvet kazandırmak için söylenir. Gereksiz gibi görünen bu sözler ikinci derecede anlam ifade ederler.
    c. Haşv-i mutavassıta: İfadeye güzellik vermediği gibi çirkinlik de vermeyen fazla söze denir. Pek fark edilmeyen eş anlamlı kelimelerin tekrarıyla meydana gelir.
    Bir beytin iki mısrasının baş ve son parçaları arasında bulunan parçalara da haşiv denir.
    Ağız: Akarsuyun denize ulaştığı yer.
    Aşçıbaşı: Saray mutfaklarındaki aşçıların başı.
    Haşiye: Bir metnin altına ya da kenarına konuyla ilgili açıklayıcı bilgiler yazmak. Eskiden yeni kitaplar yazmak yerine mevcuk kitaplar bu notlarla zenginleştirilirdi. Haşiye yazmaya tahşiye, tahşiye yazan kişiye muhaşşi, haşiyeli eserlere de muhaşşa ismi verilir.
    Ağıl: Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlere ağıl adı verilmektedir. Ağıllar zamanla nüfusun artmasına bağlı olarak sürekli yerleşme haline gelebilir. Sürü sahipleri tarafından kurulan ağıllar kış mevsiminde hayvanların korunması amacıyla kullanılır.