Ton:
1. Okurken ya da konuşurken sesin duyguları belirtecek biçimde çıkmasına ton denir. Tonlama kulak eğitimine bağlıdır.
2. Sesli okurken, konuşurken ya da şarkı söylerken sesimizi zaman zaman alçaltır, yükseltiriz. Yerine göre sesimiz incelir, kalınlaşır; sert ya da yumuşak çıkar. Bu yolla sese bir duygu değeri katarız. Buna tonlama denir.
3. Anlatıma düşünce, duygu, coşku, yumuşaklık, sertlik vb. özellikler kazandırmak amacıyla sesin alçalıp yükseltilmesine ve sese duyguların niteliğine uygun bir anlam kazandırılmasına tonlama diyoruz.
Kelime Vurgusu:
Tek heceli kelimelerde çoğunun, çok heceli, kelimelerde hecelerden birinin ötekilere göre daha yüksek ses tonuyla, daha baskılı olarak ve öteki hecelerden daha belirgin biçimde söylenmesi: Bir ka'yık, 'hemen, 'Ordu gibi.
Bağlama:
Bir kelimenin sonses ünsüzü ile ondan sonra gelen kelimenin önses ünlüsünü veya ünlü ile başlayan ilk hecesini birleştirerek tek bir hece halinde söyleme veya okuma.
Ünsüz Benzeşmesi:
1. İç seste yan yana iki ünsüz bulunan yerlerde veya söyleniş bakımından aynı durumda bulunan komşu kelimelerin son ve ön sesleri arasında bazen iki ünsüzden birinin kendisine yakın boğumlanma niteliği taşıyan öteki tarafından büsbütün veya kısmen benzeştirilmesi olayı: kanbur > kambur, çenber > çember, Hatice > Hacca gibi.
2. Sert ünsüzle biten sözcüklerimize (f, h, s, ş, p, ç, t, k) "c, d, g" ünsüzleriyle başlayan bir ek ulandığında eklerin başındaki yumuşak ünsüzler sertleşerek "ç, t, k" ye dönüşür. Buna ünsüz benzeşmesi denir.
Kaynaşma:
Ayrı hecelerdeki iki ünlünün bir tek ünlüde veya birden çok hecedeki seslerin tek hecede toplanması olayı. Bu olay daha çok kelime birleşmelerinde görülür: gidemedim (>ket-e-umadum), sekiz on > seksen, dokuz on > doksan, cumartesi (>Cuma ertesi) gibi.