Ad Aktarması:
Bir sözcük ya da sözün, benzetme amacı güdülmeden, anlamca ilgili olduğu başka bir sözcük ya da söz yerine kullanılmasıdır. Bu mecaz türüne, "düz değişmece" de denir.
Örnek :
Beyaz Saray bu olaya sıcak bakmıyor. (Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı)
Soba yandı (İçindeki odun - kömür)
Çankaya bu yasayı onaylamaz (Cumhurbaşkanlığı)
Okul geziye gitti. (Okuldaki öğrenciler)
Mozart'ı severim. (Mozart'ın bestelerini)
Doğu kan ağlıyor. (Doğu yönündeki bölgeler)
Ad Aktarması (Mürsel Mecaz):
Bir sözü benzetme amacı gütmeden bir başka söz yerine kullanmaktır.
Sözcüklerin yeni anlamlar yüklenmesinde bir etken de ad aktarmasıdır.
Örnek :
"Sinema" için "beyaz perde"
"seçime katılmak" yerine "sandık başına gitmek"
Ad (İsim):
1. Canlı ve Cansız varlıklara, çeşitli somut ve soyut kavramlara ad olan kelime türü: Ayşe, ağaç, toplum vb. Adlar özel ad, tür adı, somut ad, soyut ad, topluluk adı türlere ayrılır.
2. Bir oluş ve kılış bildiren fiilin dışında kalan ve ad gibi çekilebilen kelime sınıflarının tümüne verilen ad; ad, sıfat, zamir, edat, bağlaç ve ünlemi içine alan geniş kapsamlı ad; ad soylu söz: ağız, dil, pınar, yürekli vb.
Açık Oturum:
1- Geniş halk kitlelerini ilgilendiren konuların, yine bu kitlelere o sahanın uzmanı kişilerce bir toplantı salonunda anlatıldığı etkinliklerdir. Geniş bir salon seçip seyirci toplanır, önceden belirlenen konu bu seyircilere sahanın uzmanı, tanınmış kişilerce anlatılır.
2- Güncel sorunların herkesin izleyebileceği biçimde açık olarak tartışıldığı toplantı.
Abartma (Mübalağa):
Bir durumu olduğundan çok ya da az göstermek. Abartmak işi.
Örnek :
- Bütün gün çalışmaktan iğne ipliğe döndü.
- Alem sele gitti gözüm yaşından
- Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
- Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.
- Yürümekten ayaklarım koptu.
- Bir kükrerse yer yerinden oynar.